Bolu – Göynük

Bolu – Göynük

Bahar gelince arkadaşlarımla birlikte, kendimizi doğaya salalım, yeşilliğin, güneşin tadını çıkartalım istedik. İstanbul’a çok uzak olmayan, günübirlik gidebileceğimiz  ve de her zaman gitmediğimiz farklı bir yer olsun düşüncesiyle dört koldan araştırmaya giriştik  🙂  Sonunda, hem İstanbul’a çok uzak olmaması, hem de birini beğenmezsek, diğerine geçebileceğimiz, aynı rota üzerinde birçok alternatif yerin olduğu, Bolu’nun Göynük, Sünnet Gölü ve Mudurnu bölgelerine gitmeye karar verdik.

DSCN0321.JPG

Göynük’e Nasıl Gidilir?
Göynük, İstanbul’dan yaklaşık 200 km mesafede. Ancak yolun büyük bir çoğunluğu otoban olduğu için 2 saat içinde varıyorsunuz. Otobandan Bilecik çıkışından çıkıp Geyve üzerinden Göynük’e ulaşabilirsiniz. Yol Geyve’ye kadar gayet düzgün. Oradan sonra biraz bozuluyor. Ancak Göynük’e çok fazla bir yol kalmadığı için idare ediyorsunuz.

Göynük’de Ne Yapılır? Nereleri Görelim?
Burası için küçük Safranbolu diyebiliriz kesinlikle. Eski evlerin, konakların çoğu restore edilmiş ve ahşap pencereleri ile çok şirin gözüküyorlar. Safranbolu, Göynük’ten çok daha önceki yıllarda koruma altına alındığından dolayı çok daha iyi durumda. Burası, 87 yılında koruma altına alınmış ve o tarihe kadar da birçok eski konak yıkılmış maalesef. Ancak yine de arnavut kaldırımları, dar sokakları, ahşap cumbalı eski tarihi evleri ve tam ortasından akan deresi ile güzel, şirin bir kasaba diyebilirim. Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşın ve cumbalı, tarihi konaklarını bol bol fotoğraflayın. Dere kenarındaki çay bahçelerinde oturup, kahvenizi yudumlarken bu nostaljik havayı soluyabilirsiniz.

DSCN0344.JPG
Göynük’de Nerede Yenir? Ne Yenir?
Biz Göynük’e sabah 10:00 civarında vardığımız için, güzel bir köy kahvaltısı yapabileceğimiz mekanlar aradık. Yöre halkına güzel bir kahvaltı mekanı sorduğumuzda, otel ve restoran olarak işletilen tarihi konakların olduğunu ancak henüz sezon başlamadığı için açık olmadıklarını öğrendik maalesef 😦 Bu bölgede rakım yüksek olduğu için hava İstanbul’dan çok daha serindi. İstanbul’da güneşli bir hava varken burada yol kenarlarında karlar vardı hala. Bu nedenle de sezon Nisan ortası, Nisan sonu gibi başlıyormuş. Yüksek rakım nedeniyle çok sıcak olmayacağından dolayı, İstanbul’da sıcaktan bunaldığımız Temmuz-Ağustos dönemlerinde gelmek çok keyifli olabilir. Konakların en ünlüleri Akşemsettinoğlu ve Hacı Paşa Ali Konağı. Bu konaklarda yemek bize kısmet olmadı ancak giderseniz bizim için de afiyetle yiyin 🙂

Biz, açık olan birkaç restorandan biri olan Lalezar Restoran’da kahvaltımızı yapıp, dere kenarında da kahvemizi içtikten sonra, kasabayı gezip, fotoğraflarımızı çekip, ikinci durağımız olan Sünnet Gölü’ne doğru yola çıktık. Sünnet Gölü ile ilgili detayları da başka bir yazı da anlatırım artık.Yapmadan dönmeyin
– Köy pazarından erişte almadan,
– Tarihi konakları gezmeden,
– Dere kenarında oturup, kahvenizi yudumlamadan,
– Cumbalı evlerini fotoğraflamadan dönmeyin.
http://www.ucanbavul.com/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s